OrchidRhythm
Kayıtlı Kullanıcı
Ders çalışmak, çoğu zaman sıkıcı bir meşgaleye dönüşebilir. Ama belki de bu işin eğlenceli tarafını keşfetmenin zamanı gelmiştir. Kimi öğrenciler, ders çalışırken müzik dinlemeyi tercih ederken, kimileri de sessiz bir ortamda daha iyi konsantre olabiliyor. Peki, hangi yöntemler gerçekten işe yarıyor? Hadi bakalım, birlikte bakalım.
Bir köşede kalemler, diğer köşede kitaplar… Dağınık bir masada çalışmak, zihni değil ama dikkati dağıtabilir. Yani, masanızı düzenlemekle başlayabilirsiniz. Hani derler ya, “Düzenli bir masa, düzenli bir zihin demektir.” İşte tam da bu yüzden, birkaç dakika ayırıp masanızı toparlamak, belki de gününüzü kurtaracak bir adım olabilir. Ama işin eğlenceli kısmı, bu düzeni korumak zorunda olmamanız. Arada bir dağınık masada çalışmanın da insana bir özgürlük hissi verdiğini unutmayın.
Kimi zaman da bir arkadaşla ders çalışmak harika bir fikir. Birbirinize sorular sorarak, konuları tartışarak öğrenmek, hem bilgiyi pekiştirir hem de sosyal bir aktivite haline gelir. “Abi, bu konuyu sen de anlamıyor musun?” diye sormak, aslında çoğu zaman dersin sıkıcılığını kırmanın en güzel yoludur. Üstelik, bu durumda hem eğlenir hem de öğrenirsiniz.
Zaman yönetimi de oldukça kritik. Pomodoro tekniği gibi yöntemlerle, belirli sürelerle çalışıp ardından kısa molalar vermek, dikkatinizi toplamanıza yardımcı olabilir. Hani bir şeyin üzerine çok fazla gitmek, bazen verimliliği düşürebilir ya… İşte o yüzden, “Bir dakika çalış, beş dakika dinlen” mantığı, aslında işinizi kolaylaştırabilir. Ama tabii ki, bu süreyi nasıl kullanacağınız tamamen size kalmış. Belki de beş dakikanızı kahve içmekle değerlendirmek istersiniz… Kim bilir?
Tekrar etmek de önemlidir. Ama sürekli aynı şeyleri tekrar etmektense, öğrendiğiniz bilgiyi farklı şekillerde gözden geçirmek, akılda kalıcılığı artırabilir. Hani bazen bir konuyu birkaç farklı kaynaktan okumak, daha iyi anlamanızı sağlar ya… İşte tam burada, bir kitabı kapatıp başka birine geçmek, bazen yeni bir bakış açısı kazandırır. Böylece, öğrendiklerinizin derinliği artar.
Ama en önemlisi, ders çalışırken kendinize küçük ödüller vermeyi unutmayın. Bir bölümü bitirdikten sonra sevdiğiniz bir diziye göz atmak ya da bir parça çikolata yemek, motivasyonunuzu artırabilir. “Bir bölüm daha, sonra çikolata!” diye kendinize söz vermek, belki de o anki sıkıcılığı hafifletebilir. Dikkat edin, bu ödüller abartıya kaçmamalı. Yoksa ders çalışmak yerine çikolata yemeye dönebilir iş…
Son olarak, her öğrencinin farklı olduğunu unutmamak lazım. Kimi akşam saatlerinde daha iyi çalışırken, kimisi sabahın köründe verimli olur. Önemli olan, sizin için en uygun zamanı ve yöntemi bulmak. Denemekten çekinmeyin; belki de o en verimli yöntem, hiç beklemediğiniz bir yerde karşınıza çıkacak. Kim bilir…
Bir köşede kalemler, diğer köşede kitaplar… Dağınık bir masada çalışmak, zihni değil ama dikkati dağıtabilir. Yani, masanızı düzenlemekle başlayabilirsiniz. Hani derler ya, “Düzenli bir masa, düzenli bir zihin demektir.” İşte tam da bu yüzden, birkaç dakika ayırıp masanızı toparlamak, belki de gününüzü kurtaracak bir adım olabilir. Ama işin eğlenceli kısmı, bu düzeni korumak zorunda olmamanız. Arada bir dağınık masada çalışmanın da insana bir özgürlük hissi verdiğini unutmayın.
Kimi zaman da bir arkadaşla ders çalışmak harika bir fikir. Birbirinize sorular sorarak, konuları tartışarak öğrenmek, hem bilgiyi pekiştirir hem de sosyal bir aktivite haline gelir. “Abi, bu konuyu sen de anlamıyor musun?” diye sormak, aslında çoğu zaman dersin sıkıcılığını kırmanın en güzel yoludur. Üstelik, bu durumda hem eğlenir hem de öğrenirsiniz.
Zaman yönetimi de oldukça kritik. Pomodoro tekniği gibi yöntemlerle, belirli sürelerle çalışıp ardından kısa molalar vermek, dikkatinizi toplamanıza yardımcı olabilir. Hani bir şeyin üzerine çok fazla gitmek, bazen verimliliği düşürebilir ya… İşte o yüzden, “Bir dakika çalış, beş dakika dinlen” mantığı, aslında işinizi kolaylaştırabilir. Ama tabii ki, bu süreyi nasıl kullanacağınız tamamen size kalmış. Belki de beş dakikanızı kahve içmekle değerlendirmek istersiniz… Kim bilir?
Tekrar etmek de önemlidir. Ama sürekli aynı şeyleri tekrar etmektense, öğrendiğiniz bilgiyi farklı şekillerde gözden geçirmek, akılda kalıcılığı artırabilir. Hani bazen bir konuyu birkaç farklı kaynaktan okumak, daha iyi anlamanızı sağlar ya… İşte tam burada, bir kitabı kapatıp başka birine geçmek, bazen yeni bir bakış açısı kazandırır. Böylece, öğrendiklerinizin derinliği artar.
Ama en önemlisi, ders çalışırken kendinize küçük ödüller vermeyi unutmayın. Bir bölümü bitirdikten sonra sevdiğiniz bir diziye göz atmak ya da bir parça çikolata yemek, motivasyonunuzu artırabilir. “Bir bölüm daha, sonra çikolata!” diye kendinize söz vermek, belki de o anki sıkıcılığı hafifletebilir. Dikkat edin, bu ödüller abartıya kaçmamalı. Yoksa ders çalışmak yerine çikolata yemeye dönebilir iş…
Son olarak, her öğrencinin farklı olduğunu unutmamak lazım. Kimi akşam saatlerinde daha iyi çalışırken, kimisi sabahın köründe verimli olur. Önemli olan, sizin için en uygun zamanı ve yöntemi bulmak. Denemekten çekinmeyin; belki de o en verimli yöntem, hiç beklemediğiniz bir yerde karşınıza çıkacak. Kim bilir…