Çankırı Valisi Şemsettin Uzun, başarısız öğretmen ve okul idarecilerini istifaya çağırdı. Vali Uzun, öğrencilerin de internet kafelere gitmelerini yasakladı.Vali Uzun, yeni eğitim-öğretim yılının açılması dolayısıyla Güneş İlköğretim Okulu bahçesinde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, velilere, öğrencilere, okul idareci ve öğretmenlerine yönelik uyarılarda bulundu. Uzun, geçen yıl Çankırı'nın OKS ve OSS'de yurt genelindeki başarı sıralaması ile bu yılki sıralamayı karşılaştırarak ''ortada büyük bir başarısızlık olduğunu'' ifade etti. ''Benim olduğum yerde her zaman birincilik söz konusudur'' diyen Vali Uzun, öğrencilere internet kafeleri yasaklarken, başarısız öğretmenlerin de görevlerinden istifa etmeleri çağrısında bulundu.
Verilen imkanların en iyi şekilde kullanılması gerektiğinin altını çizen Vali Uzun, Çankırı genelindeki okulların fiziki olarak yeterli ve eğitim öğretim imkanlarının da mevcut olduğunu dile getirerek, ''Fiziki yapımız güzel, öğretmen eksiğimiz yok, imkanlarımız mevcut ama ortada bir netice yok. Öğretmen arkadaşlarımız ve idarecilerimizle sene başında bir toplantı yaptık. Bu işi yapacak arkadaşımız yapsın yoksa 'istifa etsin' diyorum. Bilhassa idareci arkadaşlarıma söylüyorum, yapamayacaksanız istifa edin, bu yüzden çocuklarımız başarısız oluyor'' dedi.
Velilere de seslenen Uzun, şunları kaydetti: ''Okullarla iş birliği yapın, çocuklarınızı takip edin, çocuklarınızı sakın ola dövmeyin onlar sevilmeye muhtaçlar. Nereye gittiklerini takip edin, TV dizilerine teslim etmeyin onları.
Onlara sahip çıkmak bizim görevimiz. Bu sene eğitim boyunca çocukların internet kafelere gitmelerini yasaklıyorum. Belki birçok insan kızabilir ama kızılacak bir durum yok. O çocuklara akla hayale gelmeyecek dünyalar açılıyor.
Eğer çocukların internet ihtiyacı var ise okuluna gelsin ve okulundaki bilgisayarları kullansın. Hatta veliler bile gelsinler, internet ihtiyaçlarını görsünler. Okullar da interneti kapatmasınlar. Sabah 8 akşam 5'e kadar hiçbir evladımız internet kafeye gitmeyecek, giderseniz ceza keseceğim, başka çaremiz yok.''
Törenin ardından öğrencilere ücretsiz kitap dağıtımı yapıldı.
- Belirlenmiş İngilizce ders kitaplarının içeriğindeki çok sayıda bilgi ve yeterlilik gerektiren konuların birden, tek bir ünite içinde, iç içe, karmaşık halde verilmiş olmalarının ve konuların mantığını kavratmaya yönelik net konu anlatımlarının yetersizliği,
- Matematik dersinde olduğu gibi, birbiriyle bağlı ve birikerek ilerleyen İngilizce konularının sadece ders saatleri süresi içerisinde öğrenilmesinin, öğrenilse de uzun süre akılda kalıcı olabilmesinin; kesinlikle evdeki tekrarlar, alıştırmalar ve hatta ezberleme çalışmaları olmadan asla mümkün olmadığı göz önüne alınarak öğrencilerin okul dışında bu yöndeki çalışmalarının aileler tarafından daha sıkı denetlenmesi ve uygulatılmasındaki etkisizlik,
- hedef konularının iyi algılanması ve kavratılabilmesi için gerekli olan minimum odaklanma ve dikkat disiplininin uyumsuz öğrencilerce sık bozulması nedeniyle, 40 dakikalık dersin 15/20 dakikasının bile tam verimli olarak anca kullanılabilmesi ve kalan zamanın uyarı, ilgi çekme, derse hazırlıksız gelme vb. sorunların nedenleri, başarı için üzerlerine düşen sorumlulukları hatırlatmak gibi konulara gereğinden fazla değinmek zorunda kalarak yoğun müfredatlı bir alan dersinin adeta rehberlik dersine dönüşmesi,
- SBS sonuçlarına etki eden okul başarı puanının en önemli somut ve nesnel ayakları olan yazılı sınavlara katılmayan öğrencilerin, kendilerinin ayrıca sınava alınmaları gibi bir telafi toleransını bile iyi değerlendirmeyip yine sınava girmemeleri umarsızlığı,
- ‘’Bir insanın beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetişmesi’’ ifadesinden öğrenci ailelerinin neler anladığını görmek, günlük yaşamın hengamesinde savrulup giden yaşamlarında kendi çocuklarını bu yönde yetiştirebilmek adına nelere dikkat edip neler yaptıklarını bilmek, ve daha ziyade bu kavramları kendilerine hatırlatmak, fark ettirmek için yer yer öğrenci velilerine yönelik hiç bir eğitim faaliyetinin olmayışı,
- Tüm okul sürecinin dışında, dershane veya özel ders desteği gibi daha başarılı olmaları amacıyla bu tür okul dışı seçenekleri de tercih etmiş çok sayıda öğrencinin de diğerleri gibi yine SBS başarı düzeylerinde büyük bir sıçrama görülmeyişi ilginç olup, sorunun asıl kaynağının sınıf içi öğretim yöntemleri, yaklaşımları ve teknikleriyle alakası olmayıp; erişmekte, müdahale etmekte ve dönüştürmekte zorlandığımız hatta çoğu zaman bu konuda hiçbir imkanımızın olmadığı; öğrencilerin ailevi, sosyal, kültürel, psikolojik ortamlarıyla ilgili şartlar olduğu açıktır. Bu sakatlıklarla birinci derecede muhatap olan sorumlu kurum ve kişilerin, manzaranın bu yönünü her zaman olduğu gibi geçiştirip, sulamadıkları ağaçtan hoş meyve alınamayışından dolayı sadece güneşi sorumlu tutmaları tuhaftır. Oysa öğretmen camiasında her renk ve ışık mevcuttur. -Şu rengi deneyelim, olmadı ışığı şurdan tutalım…- şeklindeki kör yenilikler pek bir şey değiştirmeyecektir. Ancak toplumun yaşam kalitesini tümden arttırabilecek sihirli değneklerimiz olmasa da en azından çocukların aile şartlarının, vermeye çalıştığımız eğitim sürecini ilgilendirebilecek kısımları için velilerin eğitilmesi adına seminer, özet kitapçıklar vb. profesyonel yardımlar talep etmek, hatta psikiyatr kontrolünde sınıflarda toplu veya bireysel telkin seanslarına bile ihtiyaç olduğu,
- Bilimsel rehberlik hizmetleri dahil, tüm destekleyici ve toleranslı yaklaşımlara karşın, hiçbir olumlu amaca yönelik istek ve ilgi geliştirmeyen, sahip olması beklenen bilgi düzeyinden geride olmasının yanı sıra disiplin, oto kontrol ve bulunduğu yaşın doğasına uygun ahlak ve olgunluktan gayet uzak öğrencilerin durumlarında halen yeterli iyileşme olmadığı hallerde; bu uyumsuz öğrencilerin yer aldığı sınıfın ve sınıf dışında da özellikle daha küçük öğrencilerin huzurunu bozmalarını ve kötü örnek olmalarını önlemek adına, uygulanmasa bile, caydırıcı uygulamalar gerektirecek davranışların neler olduklarının net biçimde ortaya konulmayışı, öğrenci ve ailelerin bu disiplin uygulamalarından habersizliği ve ciddiyetsizliği,
- Öğrenci ailelerinin bilinç, ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan İstanbul bir yana köylerde bile homojen bir dağılım göstermediği gerçeği düşünüldüğünde, okullar arasındaki başarı sıralamasında bazı okullar mutlaka diğerlerinden üstte veya altta yer alacaktır. Asıl garabet hedefin ne olduğu ve tanımı ve bu yönde izlenecek stratejilerle ilgilidir. İlköğretimde öğrenciye bilgi yüklemekten çok sorumlu, bilinçli ve sosyal çevreye uyumlu temel karakter kazandırmak önceliği SBS gibi bir değerlendirme biçiminin içeriğiyle uzaktan yakından alakasızdır. Öğrencinin sorumlulukları ve yapması gerekenler söz konusu olduğunda daha çocuk diyerek aslında yaş seviyelerine uygun zorlamalardan ve yaptırımlardan kaçınılırken, onlardan bilgi ve ürün beklentilerimizin içeriği birden daha olgun ve mantıklı düzeye yükselmektedir. Hem ideal davranışlar edinmiş, hem bilgi düzeyi yeterli gençler yetiştirmek onları yormadan, zorlamadan ve bir miktar hedef kaygısı oluşturmadan çok mümkün olmamaktadır. Yani ağaç yaş olsa bile üfleyerek eğilmez. İnsanların gözünde bu denli etkisiz, kalitesiz ve gerçekleri görmezden gelen milli eğitim kurumlarının mevcut hali asıl problemlere dokunmaya cesaret edemeyip sadece bildik tekerlemeleri amirin memura dikte etmesinin dışında, sözde zorunlu eğitimin halka hiç bir yaptırım yükleyemeyişiyle direkt alakalıdır.
- Hali hazırda herhangi bir dersin, zorluk derecesi ortalama veya ortalamanın altında olan ve ilk birkaç ünitesini kapsayan, özellikle ilk sınavlarımızda bile bir çok öğrenci çok düşük notlar alabilmekte. Yani ilgisizlik, amaçsızlık veya başarısızlık kaygısının bulunmayışı; eğitim-öğretim teknikleri ne kadar değişse ve modernleşse de, başarılı öğrenci sayısında çok az değişim yaratabilmektedir. Klasik dediğimiz sistemde bir miktar endişe yaratmakla veya samimi tavsiye ve telkinlerinin yozlaşmamış beyinlerde kabulüyle sağlanan vasat veya iyi kalitedeki eğitim, yerini artık sadece talep edenlerin talep ettikleri miktarda aldıkları marketlere dönüşmüştür. Oysa bir çocuk, sebze ve meyvelerin de olduğu marketten tüm parasıyla, büyük olasılıkla sadece çikolata kutularını alıp gidecektir. Sebze ve meyvelerin faydalarını derinlemesine anlayabilecek bir bilinci bu yaştaki çocuklardan beklemek çok doğru olmasa da, çok net olan bir gerçek var ki o da onları başarı için zorlayıcı, yanlışlarda ısrar konusunda caydırıcı ciddi anlamda etkin araçlara sahip olmadığımızdır. ‘’İlköğretim okullarında sekiz yıllık kesintisiz eğitim, her Türk vatandaşının hakkıdır ve zorunludur.’’ ilkesindeki ‘’hakkıdır’’ kısmının ‘’beleştir’’, ‘’zorunludur’’ kısmının ‘’açık büfe’’ şeklinde toplumda algılanmasının önüne geçmek için, eğitim kurumlarımıza ve çalışanlarına layıkıyla yasal destek, yaptırım ve inisiyatif gücü verilmesiyle devletin eğitim sürecinin imajını iyileştirip güçlendirdiği bir oluşumu ümit ederek çalışma azmini yıpratmadan sürdüren öğretmenlerin hakkını çarpık sistemin dalkavukları asla ödeyemez. - Madem o kadar sevdalısınız bu ülkenin kalkınmasına halın aydınlanmasına, Almanya eğitim sistemini tüm planlama, işleyiş, yönetmelik, disiplin yaptırım vb uygulamalarıyla getirip uyarlayın da alkışlayalım. Daha, okulların temizliği konusunda veliden para alınmasına çanak tutup, öte yandan sene başında kameralar önünde velilerden para toplanmayacaktır diye esip gürleyen iki yüzlülüklere bile bir açıklama mevcut değil henüz. Tüm bu çelişkileri çocuklar ve elbette veliler görmekteyken, kurumlara kim neden nasıl itibar etsin? Genelge yayınlamakla, sınıfın kapısını kıran, derste arkadaşına küfür eden çocuklar eğitilemez dostlar. Türkiye'ye uğrayın bir ara Sayın Vali...
mriza 05 Kas 2009
Bu adamın hitlerle akrabalığı falan var heralde Ne sanıyor kendini? Başbakan yapmıyor bunun yaptığını. Eğitimin ihtiyaçları da binayla bitmiyor. Sonra bi baksın bakalım öss sbs birincileri kaç özel ders almışlar kaç dershaneye gitmişler. Çocuğunu dershaneye gönderemeyen veli ne yapsın? Her başarısızlık öğretmenden sorulmaz! Kendisinin olduğu yerde birincilik olurmuş. Neyde birinci olmuş acaba merak ettim?
ilhamitulek 29 Ekm 2009
Sayın vali acaba diyorum kendisini padişah yada padişahın adamalrından falanmı sanıyor.Ki neredeyse bir ferman yayınlamış.Belki haklı olduğu hususla rolabilir.Ancak sözünü ettiği başarıszlığın nedenlerini soruşturmadan,araştırmdan tüm faturayaı öğretmenlere ve idarecilere kesmesi vec istifaya çağırması demokrasilarede açıklanamaz bir durumdur.Acaba 'Benim olduğum yerde birincilik söz konusudur' diyen sayın vali bu ülkede görev yapan 81 il valisi içinde kendisni kaçıncı sırda düşünmektedir?Sayın vali becnce öğretmenlerin dışındaki faktörleri de bir araştırsın bence.Merak etmesinler öğretmenlerimiz gerektiğinde kendileri özdeğerlendirmeyi de öz eleştiriyide yapacak vicdanlara sahiptirler.Sayın vali illede güzel bişeyler yapmak iistiyorsa bunu böyle ferman yayınlayarak değil,o eleştirdiği personeli görev yerlerinde ziyaretederk moral desteği verebilir.Belki böylesi daha çok işe yarar. nedersiniz?