*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.
20 Kasım 2017, 01:54:48


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
K: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri..  (Okunma Sayısı 9610 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« : 19 Ocak 2009, 23:15:46 »
cendere
Ziyaretçi

İstiklâl Marşı

korkma, Sönmez Bu Şafaklarda Yüzen Al Sancak;
sönmeden Yurdumun Üstünde Tüten En Son Ocak.
o Benim Milletimin Yıldızıdır Parlayacak;
o Benimdir, O Benim Milletimindir Ancak.

çatma, Kurban Olayım Çehreni Ey Nazlı Hilal!
kahraman Irkıma Bir Gül! Ne Bu Şiddet Bu Celal?
sana Olmaz Dökülen Kanlarımız Sonra Helal,
hakkıdır, Hak'ka Tapan, Milletimin İstiklal!

ben Ezelden Beridir Hür Yaşadım, Hür Yaşarım.
hangi Çılgın Bana Zincir Vuracakmış? Şaşarım;
kükremiş Sel Gibiyim, Bendimi Çiğner Aşarım;
yırtarım Dağları, Enginlere Sığmam, Taşarım.

garbın Afakını Sarmışsa Çelik Zırhlı Duvar,
benim İman Dolu Göğsüm Gibi Serhaddim Var.
ulusun, Korkma! Nasıl Böyle Bir İmanı Boğar.
"medeniyyet!" Dediğin Tek Dişi Kalmış Canavar?

arkadaş! Yurduma Alçakları Uğratma Sakın!
siper Et Gövdeni, Dursun Bu Hayasızca Akın.
doğacaktır Sana Vaadettiği Günler Hak'kın;
kimbilir, Belki Yarın, Belki Yarından Da Yakın.

bastığın Yerleri "toprak" Diyerek Geçme, Tanı!
düşün, Altında Binlerce Kefensiz Yatanı.
sen Şehit Oğlusun, İncitme, Yazıktır Atanı;
verme, Dünyaları Alsan Da Bu Cennet Vatanı.

kim Bu Cennet Vatanın Uğruna Olmaz Ki Feda?
şüheda Fışkıracak Toprağı Sıksan, Şüheda!
canı, Cananı, Bütün Varımı Alsın Da Hüda,
etmesin Tek Vatanımdan Beni Dünyada Cüda.

ruhumun Senden, İlahi Şudur Ancak Emeli;
değmesin Mabedimin Göğsüne Na-mahrem Eli!
bu Ezanlar Ki Şahadetleri Dinin Temeli,
ebedi Yurdumun Üstünde Benim İnlemeli

o Zaman Vecd İle Bin Secde Eder Varsa Taşım;
her Cerihamdan, İlahi, Boşanıp Kanlı Yaşım,
fışkırır Ruh-i Mücerret Gibi Yerden Naşım;
o Zaman Yükselerek Arşa Değer Belki Başım!

dalgalan Sen De Şafaklar Gibi Ey Şanlı Hilal;
olsun Artık Dökülen Kanlarımın Hepsi Helal!
ebediyyen Sana Yok, Irkıma Yok İzmihlal.
hakkıdır, Hür Yaşamış Bayrağımın Hürriyet;
hakkıdır, Hak'ka Tapan Milletimin İstiklal!
Logged
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 3967


View Profile
Re: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri..
« Posted on: 20 Kasım 2017, 01:54:48 »

 

MESAJDAKİ DOSYA VE EKLENTİLERİ GÖRMEK İÇİN ÜYE OLMALISINIZ.Üye olmak 10 Sniyenizi alacaktır.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Mehmet Akif Ersoy Şiirleri.. oyunları, Mehmet Akif Ersoy Şiirleri.. programı, Mehmet Akif Ersoy Şiirleri.. , Mehmet Akif Ersoy Şiirleri.. program yükle, Mehmet Akif Ersoy Şiirleri.. download, Mehmet Akif Ersoy Şiirleri.. hikayeleri, Mehmet Akif Ersoy Şiirleri.. kitabı, Mehmet Akif Ersoy Şiirleri.. haber, Mehmet Akif Ersoy Şiirleri.. yükle, Mehmet Akif Ersoy Şiirleri.. videosu, Mehmet Akif Ersoy Şiirleri.., şarkı sözleri
Logged
« Yanıtla #1 : 19 Ocak 2009, 23:17:57 »
cendere
Ziyaretçi

Ya Rab Bu Uğursuz Gecenin Yok Mu Sabahı?

yâ Râb, Bu Uğursuz Gecenin Yok Mu Sabâhı?
mahşerde Mi Bîçârelerin, Yoksa Felâhı!
nûr İstiyoruz... Sen Bize Yangın Veriyorsun!
diyoruz... Boğmaya Kan Gönderiyorsun!
esmezse Eğer Bir Ezelî Nefha, Yakında,
yâ Rab, O Cehennemle Bu Tûfan Arasında,
toprak Kesilip, Kum Kesilip Âlem-i İslâm;
hep Fışkıracak Yerlerin Altındaki Esnâm!
bîzâr Edecek, Korkuyorum, Cedd-i Hüseyn'i,
en Sonra, Salîb Ormanı Görmek Harameyn'i! ...
bin Üç Yüz Otuz Beş Senedir, Arz-ı Hicaz'ın
Âteşli Muhitindeki Sûzişli Niyâzın
emvâci Hurûş-âver Olurken Melekûta?
sönsün De, İlâhi, Şu Yanan Meş'al-i Vahdet,
teslis İle Çöksün Mü Bütün âleme Zulmet?
üç Yüz Bu Kadar Milyonu Canlandıran îman
olsun Mu Beş On Sersemin İlhâdına Kurban?
enfâs-ı Habisiyle Beş On Rûh-u Leimin,
solsun Mu O Parlak Yüzü Kur'an-ı Hakim'in?
islâm Ayak Altında Sürünsün Mü Nihâyet?
yâ Rab, Bu Ne Hüsrandır, İlâhi, Bu Ne Zillet?
mazlûmu Nedir Ezmede, Ezdirmede Mânâ?
zâlimleri Adlin, Hani Öldürmedi Hâlâ!
câni Geziyor Dipdiri... Can Vermede Mâsûm!
suç Başkasınındır Da Niçin Başkası Muhkûm?
lâ Yüs'ele Binlerce Sual Olmasa Du Kurbân;
insan Bu Muammalara Dehşetle Nigeh-bân!

eyvâh! Beş On Kâfirin îmanına Kandık;
bir Uykuya Daldık Ki: Cehennemde Uyandık!
mâdâm Ki, Ey Adl-i İlâhi Yakacaktın...
yaksaydın A Mel'unları... Tuttun Bizi Yaktın!
küfrün O Sefil Elleri âyâtını Sildi:
binlerce Cevâmi' Yıkılıp Hâke Serildi!
kalmışsa Eğer Bir İki Mâbed, O Da Mürted:
göğsündeki Haç, Küfrüne Fetvâ-yı Müeyyed!
dul Kaldı Kadınlar, Babasız Kaldı Çocuklar,
bir Giryede Bin Ailenin Mâtemi Çağlar!
en Kanlı Senâatle Kovulmuş Vatanından,
milyonla Hayâtın Yüreğinden Gidiyor Kan!
islâm'ı Elinden Tutacak, Kaldıracak Yok...
nâ-hak Yere Feryâd Ediyor: âcize Hak Yok!
yetmez Mi Musâb Olduğumuz Bunca Devâhi?
ağzım Kurusun... Yok Musun Ey Adl-i İlâhî!
Logged
« Yanıtla #2 : 19 Ocak 2009, 23:18:18 »
cendere
Ziyaretçi

Gözüm NÛru

denizler Mürekkeptir,ağaçlar Hepsi Kalem,
seni Öyle Övmüşki,bâki Halîk-ı âlem!
uğruna Yaratıldı,bilinmeyen âlemler,
seni Yazmaya Yetmez,ağaçlardan Kalemler!
sen Rabbimin Habibi,sekiz Cennet Senindir,
sen Benim Şefaatcim,senin Dinin Benimdir!
rabbimin Rahmetiyle Dünyayı Aydınlattın,
bindörtyüz Yirmibeş Yıl,gönülleri Parlattın!
asr-ı Saadetten,beri Nice Gâfiller Vardı,
sana İnanmıyanı,hakkın Gazabı Sardı!
helâk Olup Gittiler,ebediyete Kadar!
müminim Diyenlerden,bugün Bile Gâfil Var!
bunca Nimet İçinde,azgın Bir Ümmet Olduk,
boğazımıza Kadar,küfür İsyanla Dolduk!
sana Malûmdur Mutlak,bu Perişan Hâlimiz!
mahkeme-i Kübrada,nicedir Ahvâlimiz!
korku Ümit Arası,sığındık Rabbimize!
bize Ağuşunu Aç,umut Ver Hepimize!
sen Şefaat Etmezsen,ebedî Perişanız,
yarın Pişman Olmaktan,bugünden Çok Pişmanız!
nûr Yüzün Hürmetine,affeder Mevlâ Bizi!
selât Ve Selâm İle,dâim Anarız Sizi!
cenneti Ümit Eder,bu Günahkâr Abdullah,
şefaatin Ümittir,lûtfet Ya Resûlullah!
bu Satırlar İçinde,yoktur Benden Bir Kelâm!
zül-celâl-i Vel İkram,hepsi Ondan Vesselâm!
Logged
« Yanıtla #3 : 19 Ocak 2009, 23:18:57 »
cendere
Ziyaretçi

Çanakkale Şehitlerine


şu Boğaz Harbi Nedir? Var Mı Ki Dünyada Eşi?
en Kesif Orduların Yükleniyor Dördü Beşi,
tepeden Yol Bularak Geçmek İçin Marmara'ya
kaç Donanmayla Sarılmış Ufacık Bir Karaya.
ne Hayâsızca Tehaşşüd Ki Ufuklar Kapalı!
nerde -gösterdiği Vahşetle- "bu Bir Avrupalı!"
dedirir: Yırtıcı, His Yoksulu, Sırtlan Kümesi,
varsa Gelmiş, Açılıp Mahbesi, Yâhud Kafesi!
eski Dünya, Yeni Dünya, Bütün Akvâm-ı Beşer,
kaynıyor Kum Gibi... Mahşer Mi, Hakikat Mahşer.
yedi İklimi Cihânın Duruyor Karşısında,
ostralya'yla Beraber Bakıyorsun: Kanada!
çehreler Başka, Lisanlar, Deriler Rengârenk;
sâde Bir Hâdise Var Ortada: Vahşetler Denk.
kimi Hindû, Kimi Yamyam, Kimi Bilmem Ne Belâ...
hani, Tâ'ûna Da Zuldür Bu Rezil İstilâ!
ah, O Yirminci Asır Yok Mu, O Mahhlûk-i Asil,
ne Kadar Gözdesi Mevcud İse, Hakkıyle Sefil,
kustu Mehmetçiğin Aylarca Durup Karşısına;
döktü Karnındaki Esrârı Hayâsızcasına.
maske Yırtılmasa Hâlâ Bize âfetti O Yüz...
medeniyyet Denilen Kahbe, Hakikat, Yüzsüz.
sonra Mel'undaki Tahribe Müvekkel Esbâb,
öyle Müdhiş Ki: Eder Her Biri Bir Mülkü Harâb.

öteden Sâikalar Parçalıyor âfâkı;
beriden Zelzeleler Kaldırıyor A'mâkı;
bomba Şimşekleri Beyninden İnip Her Siperin;
sönüyor Göğsünün Üstünde O Arslan Neferin.
yerin Altında Cehennem Gibi Binlerce Lâğam,
atılan Her Lâğamın Yaktığı Yüzlerce Adam.
ölüm İndirmede Gökler, Ölü Püskürmede Yer
o Ne Müdhiş Tipidir: Savrulur Enkâz-ı Beşer...
kafa, Göz, Gövde, Bacak, Kol, Çene, Parmak, El Ayak,
boşanır Sırtlara, Vâdilere, Sağnak Sağnak.
saçıyor Zırha Bürünmüş De O Nâmerd Eller,
yıldırım Yaylımı Tûfanlar, Alevden Seller.
veriyor Yangını, Durmuş Da Açık Sinelere,
sürü Halinde Gezerken Sayısız Tayyâre.

top Tüfekten Daha Sık, Gülle Yağan Mermiler...
kahraman Orduyu Seyret Ki Bu Tehdide Güler!
ne Çelik Tabyalar İster, Ne Siner Hasmından;
alınır Kal'a Mı Göğsündeki Kat Kat İman?
hangi Kuvvet Onu, Hâşâ, Edecek Kahrına Râm?
çünkü Te'sis-i İlâhî O Metin İstihkâm.
sarılır, İndirilir Mevki'-i Müstahkemler,
beşerin Azmini Tevkif Edemez Sun'-i Beşer;
bu Göğüslerse Hudâ'nın Ebedî Serhaddi;
"o Benim Sun'-i Bedi'im, Onu Çiğnetme" Dedi.
Âsım'ın Nesli... Diyordum Ya... Nesilmiş Gerçek:
işte Çiğnetmedi Nâmusunu, Çiğnetmeyecek.
şûhedâ Gövdesi, Bir Baksana, Dağlar, Taşlar...
o, Rükû Olmasa, Dünyâda Eğilmez Başlar...
vurulmuş Tertemiz Alnından, Uzanmış Yatıyor,
bir Hilâl Uğruna, Yâ Rab, Ne Güneşler Batıyor!
ey, Bu Topraklar İçin Toprağa Düşmüş, Asker!
gökten Ecdâd İnerek Öpse O Pâk Alnı Değer.
ne Büyüksün Ki Kanın Kurtarıyor Tevhid'i...
bedr'in Arslanları Ancak, Bu Kadar Şanlı İdi.
sana Dar Gelmeyecek Makberi Kimler Kazsın?
"gömelim Gel Seni Tarihe" Desem, Sığmazsın.
herc Ü Merc Ettiğin Edvâra Da Yetmez O Kitâb...
seni Ancak Ebediyyetler Eder İstiâb.
"bu, Taşındır" Diyerek Kâ'be'yi Diksem Başına;
ruhumun Vahyini Duysam Da Geçirsem Taşına;
sonra Gök Kubbeyi Alsam Da Ridâ Namıyle,
kanayan Lâhdine Çeksem Bütün Ecrâmıyle;
mor Bulutlarla Açık Türbene Çatsam Da Tavan,
yedi Kandilli Süreyyâ'yı Uzatsam Oradan;
sen Bu âvizenin Altında, Bürünmüş Kanına;
uzanırken, Gece Mehtâbı Getirsem Yanına,
türbedârın Gibi Tâ Fecre Kadar Bekletsem;
gündüzün Fecr İle âvizeni Lebriz Etsem;
tüllenen Mağribi, Akşamları Sarsam Yarana...
yine Bir Şey Yapabildim Diyemem Hatırana.

sen Ki, Son Ehl-i Salibin Kırarak Salvetini,
şarkın En Sevgili Sultânı Salâhaddin'i,
kılıç Arslan Gibi İclâline Ettin Hayran...
sen Ki, İslâm'ı Kuşatmış, Boğuyorken Hüsran,
o Demir Çenberi Göğsünde Kırıp Parçaladın;
sen Ki, Ruhunla Beraber Gezer Ecrâmı Adın;
sen Ki, A'sâra Gömülsen Taşacaksın... Heyhât!
sana Gelmez Bu Ufuklar, Seni Almaz Bu Cihât...
ey Şehid Oğlu Şehid, İsteme Benden Makber,
sana âguşunu Açmış Duruyor Peygamber
Logged
« Yanıtla #4 : 19 Ocak 2009, 23:19:50 »
cendere
Ziyaretçi

Zulmü Alkışlayamam

zulmü Alkışlayamam, Zâlimi Asla Sevemem;
gelenin Keyfi İçin Geçmişe Kalkıp Sövemem.
biri Ecdâdıma Saldırdı Mı, Hattâ Boğarım!..
- Boğamazsın Ki!
- Hiç Olmazsa Yanımdan Koğarım.
üç Buçuk Soysuzun Ardında Zağarlık Yapamam;
hele Hak Nâmına Haksızlığa Ölsem Tapamam.
doğduğumdan Beridir âşıkım İstiklâle,
bana Hiç Tasmalık Etmiş Değil Altın Lâle!
yumuşak Başlı İsem, Kim Dedi Uysal Koyunum?
kesilir Belki, Fakat Çekmeye Gelmez Boyunum!
kanayan Bir Yara Gördüm Mü Yanar Tâ Ciğerim,
onu Dindirmek İçin Kamçı Yerim, Çifte Yerim!
adam Aldırma Da Geç Git, Diyemem Aldırırım.
çiğnerim, Çiğnenirim, Hakkı Tutar Kaldırırım!
zalimin Hasmıyım Amma Severim Mazlumu...
irticâın Şu Sizin Lehçede Ma'nâsı Bu Mu?
Logged
« Yanıtla #5 : 19 Ocak 2009, 23:21:29 »
cendere
Ziyaretçi

Bülbül

basri Bey Oğlumuza

bütün Dünyaya Küskündüm, Dün Akşam Pek Bunalmıştım:

nihâyet Bir Zaman Kırlarda Gezmiş, Köyde Kalmıştım.



şehirden Kaçmak İsterken Sular Zaten Kararmıştı;

pek Issız Bir Karanlık Sonradan Vâdîyi Sarmıştı.



ışık Yok, Yolcu Yok, Ses Yok, Bütün Hilkat Kesilmiş Lâl...

bu İstiğrakı Tek Bir Nefha Olsun Etmiyor İhlâl.



muhîtin Hâli "insâniyet"in Timsâlidir Sandım;

dönüp Mâziye Tırmandım, Ne Hicranlar, Neler Andım!



taşarken Haşrolup Beynimden Artık Bin Müselsel Yâd,

zalâmın Sînesinden Fışkıran Memdûd Bir Feryâd.



o Müstağrak, O Durgun Vecdi Nâgâh Öyle Coşturdu:

ki Vâdiden Bütün, Yer Yer, Eninler Çağlayıp Durdu.



ne Muhrik Nağmeler, Yâ Rab, Ne Mevcâmevc Demlerdi:

ağaçlar, Taşlar Ürpermişti, Gûyâ Sûr-ı Mahşer'di!







- Eşin Var âşiyanın Var, Bahârın Var Ki Beklerdin.

kıyâmetler Koparmak Neydi Ey Bülbül, Nedir Derdin?



o Zümrüt Tahta Kondun, Bir Semâvî Saltanat Kurdun,

cihânın Yurdu Hep Çiğnense, Çiğnenmez Senin Yurdun!



bugün Bir Yemyeşil Vâdi, Yarın Bir Kıpkızıl Gülşen,

gezersin Hânumânın Şen, İçin Şen, Kâinatın Şen!



hazansız Bir Zemîn İsterse, Şâyet Rûh-ı Serbâzın,

ufuklar, Bu'd-i Mutlaklar Bütün Mahkûm-ı Pervâzın.



değil Bir Kayda, Sığmazsın - Kanatlandın Mı - Eb'âda

hayâtın En Muhayyel Gâyedir âhrara Dünyâda.



neden Öyleyse Mâtemlerle Eyyâmın Perişandır,

niçin Bir Katrecik Göğsünde Bir Umman Huruşândır?



hayır Mâtem Senin Hakkın Değil... Mâtem Benim Hakkım;

asırlar Var Ki, Aydınlık Nedir, Hiç Bilmez âfâkım.



tesellîden Nasîbim Yok, Hazan Ağlar Bahârımda;

bugün Bir Hânumansız Serserîyim Öz Diyârımda.



ne Hüsrandır Ki: Şark'ın Ben Vefâsız, Kansız Evlâdı,

serapa Garb'a Çiğnettim De Çıktım Hâk-i Ecdâdı!



hayalimden Geçerken Şimdi, Fikrim Hercümerc Oldu,

salâhaddîn-i Eyyûbî'lerin, Fâtih'lerin Yurdu.



ne Zillettir Ki: Nâkûs İnlesin Beyninde Osman'ın;

ezan Sussun, Fezâlardan Silinsin Yâdı Mevlâ'nın!



ne Hicrandır Ki: En Şevketli Bir Mâzi Serâp Olsun;

o Kudretler, O Satvetler Harâb Olsun, Türâb Olsun!



çökük Bir Kubbe Kalsın Ma'bedinden Yıldırım Hân'ın;

şenâatleri Çiğnensin Muazzam Kabri Orhan'ın!



ne Heybettir Ki: Vahdet-gâhı Dînin Devrilip, Taş Taş,

sürünsün Şimdi Milyonlarca Me'vâsız Kalan Dindaş!



yıkılmış Hânümânlar Yerde İşkenceyle Kıvransın;

serilmiş Gövdeler, Binlerce, Yüz Binlerce Doğransın!



dolaşsın, Sonra, İslâm'ın Harem-gâhında Nâ-mahrem...

benim Hakkım, Sus Ey Bülbül, Senin Hakkın Değil Mâtem!



ankara, Tâceddin Dergâhı, 9 Mayıs 1337 (1921)
Logged
« Yanıtla #6 : 19 Ocak 2009, 23:23:29 »
cendere
Ziyaretçi

Ezanlar



"ihtilaf I Metâli' Sebebiyle Küre Üzerinde

ezansız Zaman Yoktur"

zaman Geçmez Ki Yüz Binlerce Kalbin Vecd-i Sekrânı,

zeminden Yükselip, Göklerde Vahdetzâr-ı Yezdân-ı

ararken, Dehşet-âkîn Etmesin Bir Sayha Vicdânı.

ne Lâhûtî Sadâ "allâhu Ekber!" Sarsıyor Cânı...

bu Birgülbank-i Hak'tır, Çok Mudur İnletse Ekvânı?



bu Lâhûtî Sadâ Çıktıkça Cûşa-cûş Olup Yerden,

iner Esrâr-ı Kudret Kibriyâ Tavrıyle Göklerden.

bütün âheng-i Hilkat Yâd Ederken Hakk'ı Ezberden,

vicâhî Feyz Alır Artık O Nûru'n-nûr-i Ezherden:

hüveydâ Şimdi Cânandır Seherden, Şâm-ı Esmerden!



seher Vaktinde Mevcûdât, Nûşîn Hâb İçindeyken,

bu Rûhânî Nevâ âfâkı Mevcâ-mevc Edip Birden;

muhîtin Kalb-i Hâmûşunda Başlar Bir Hazin Şîven.

bakarsın Her Taraf Zulmet, Fakat Bir Zulmet-i Rûşen!

semâ Bîdâr, Her Yıldız Cemâlu'llâh'a Bir Revzen.



maîşet Kayd-ı Can Fersâsının Mahkûm-ı, Bîzârı,

bütün Bîçâreler Gündüz Bu Yâd-ı Merhametkârı,

duyar Sermest Olur Görmüş Kadar Ferdâ-yı Dîdâr'ı!

o Neşveyle, Yorulmak Şöyle Dursun, En Ağır Bârı,

sürükler Görmeden, Göstermeden Yılgınlık âsârı.



güneş Mağrib-güzîn Olmuş Semâ Esmer, Ufuk Gülgûn;

zaman Durgun, Zemin Muğber, Cihan Dembeste, Can Mahzûn;

gariblik Rû-nümâ Yer Yer, Sükûnet Dembedem Efzûn...

bakarsın Bir De Gülbank-i İlâhiden Dolup Gerdûn,

o Tenhayî-i Sevdâvî Olur Allâh İle Meskûn!



inip Vaktâ Ki Leylin Dest-i İstîlâsı Gabrâya,

serer Dünyâya Zulmetten Adem Çeklinde Bir Sâye;

nazar Medhûş, Müstağrak Giderken Zîr Ü Bâlâya.

döner, "allâhu Ekber" Cûşu Yükseldikçe Mevlâ'ya,

o Muzlim Sîne-i Hilkat Tecellîzâr-ı Sînâ Ya!



senin, Dem Geçmiyor, Yâdınla Lebrîz Olmadan Eb'âd!

ne Müdhiş Saltanat Yâ Rab, Nasıl âsûde İstibdâd!

o İstibdâda Hürmettir Ezanlar, Subhalar, Evrâd...

hayır, Sen Rûh-i Rahmetsin, Bu Sesler Senden İster Dâd,

verir Miydin, Eğer Dâd Etmesen, Feryâda İsti'dâd?



* *

*



gunûde Rûh-i Tabîat Samîm-i Zulmette...

sitâreler Bile Bâlâ-yı Sermediyyette,



yavaş Yavaş Uyumak İstiyor Yumup Gözünü;

seher Semâlann Altında, Açmıyor Yüzünü.



firâş-ı Leylde Dinmiş Bütün Enîn-i Hayat,

ridâ-bedûş-i Sükûnet Önümde Hep Safahat.



görüp Muhîtimi Dalgın Hamûş Bir Vecde,

o Hâli Ben De Temâşâya Daldım âsûde.



nigâhı Mest Ediyorken Bu Levha-i Mahmûr,

ufukta Yükselerek Bir Sadâ Yı Dûrâ-dûr,



yayıldı Rûy-i Zemînin O Anda Her Yerine,

sokuldu Leyl-i Ketûmun Bütün Serâirine.



cihân-ı Nâimi Kaldırdı, Bî-karâr Etti,

zalâm İçinde Ne âlemler âşikâr Etti!



o Yükselen Sesi Tekrîre Başlayıp Eb'âd,

duyuldu Sîne-i Şebden Medîd Bir Feryâd.



semâya Çıktı O Feryâd, âh-ı Ümmet Olup!

semâdan İndi O Feryâd, Rûh-i Rahmet Olup!



uzaktan Andırıyorken, Demin, Heyûlâyı;

semâ'hâne-i Leylin Birer Küçük Nâyı



gibiydi Şimdi Hayâlimde Her Menâr-ı Mehîb...

o Taş Yürekte Bu Sûzişli Nağmeler Ne Garîb!



o Nây Pârelerin Sonra Hepsi Hemdem Olup,

uyandı Rûh-i Sükûnette Bir Azîm âşûb.



coşunca âlem-i Câmidde Sayha-i Tehlîl,

minâreler Bana Gelmişti Sûr-i İsrafil:



muhîte Çekmiş İken Dest-i Şeb, Ridâ-yı Memât;

uyandı Karşıki Evlerde Lem'a Lem'a Hayât.



uyandı Sonra Avâlim, Uyandı Rûh-i Sabâh;

uyandı Hâb-ı Ademden Birer Birer Eşbâh;



uyandı Bende De Bir Şeb-çerağ-ı Zulmet-sûz,

ki Tâ Ebed Olacak Feyz-i Hak'la Sîne-firûz.



tasavvur Eylemem Artık Zevâl O Meş'a1 İçin...

meğer Ki Nûr-i İlâhi Ufûl Edip Gitsin
Logged
« Yanıtla #7 : 19 Ocak 2009, 23:24:32 »
cendere
Ziyaretçi

Müslümanlık Nerde Bizden Geçmiş İnsanlık Bile...



“kim Müslümanların Derdini Kendine Mâl

etmezse Onlardan Değildir” (hadîs-i Şerif)





müslümanlık Nerde, Bizden Geçmiş İnsanlık Bile...

Âlem Aldatmaksa Maksat, Aldanan Yok, Nâfile!

kaç Hakikî Müslüman Gördümse: Hep Makberdedir;

müslümanlık, Bilmem Amma, Galiba Göklerdedir!

istemem Dursun O Pâyansız Mefâhir Bir Yana...

gösterin Ecdâda Az Çok Benzeyen Bir Kan Bana!

isterim Sizlerde Görmek Irkınızdan Yâdigâr!

çok Değil Ancak! Necip Evlâda Lâyık Tek Şiâr.

varsa Şayet, Söyleyin Bir Parçacık İnsâfınız:

böyle Kansız Mıydı – Hâşâ – Kahraman Eslâfınız ?

böyle Düşmüş Müydü Herkes Ayrılık Sevdâsına?

benzeyip Şîrâzesiz Bir Mushafın Eczâsına,

hiç Görülmüş Müydü Olsun Kayd-ı Vahdet Târumâr?

böyle Olmuş Muydu Millet Can Evinden Rahnedar?

böyle Açlıktan Boğazlar Mıydı Kardeş Kardeşi?

böyle Adet Miydi, Bî-pervâ, Yemek İnsan Leşi?





ırzımızdır Çiğnenen, Evlâdımızdır Doğranan!

hey Sıkılmaz! Ağlamazsan, Bâri Gülmekten Utan!...

“his” Denen Devletliden Olsaydı Halkın Behresi:

pâyitahtından Bugün Taşmazdı Sarhoş Nâ’rası!

kurt Uzaklardan Bakar, Dalgın Görürmüş Merkebi,

saldırırmış Ansızın Yaydan Boşanmış Ok Gibi.

lâkin Aşk Olsun Ki, Aldırmaz Da Otlarmış Eşek,

sanki Tavşanmış Gelen, Yahut Kılıksız Köstebek!

kâr Sayarmış Bir Tutam Ot Fazla Olsun Yutmayı...

hasmı, Derken, Çullanmışlar Yutmadan Son Lokmayı!..





bir Hakikattir Bu, Şaşmaz, Bildiğin Üslûba Sok:

hâlimiz Merkeple Kurdun Aynı, Asla Farkı Yok.

burnumuzdan Tuttu Düşman, Biz Boğaz Kaydındayız!

bir Bakın: Hâlâ Mı Hâlâ İhtiras Ardındayız!

saygısızlık Elverir... Bir Parça Olsun Arlanın:

vakit Çoktan Geldi, Hem Geçmektedir Arlanmanın!

davranın Haykırmadan Nâkûs-ı İzmihlâliniz...

öyle Bir Buhrâna Sapmıştır Ki, Zirâ Haliniz:

zevke Dalmak Şöyle Dursun, Vaktiniz Yok Mâteme!

davranın, Zîra Gülünç Olduk Bütün Bir âleme,

bekleşirken Gökte Yüz Binlerce Ervâh, İntikam;

yerde Kalmış, Naşa Benzer Kavm İçin Durmak Haram!

kahraman Ecdâdımızdan Sizde Bir Kan Yok Mudur?

yoksa: İstikbâlinizden Korkulur, Pek Korkulur!

13 Haziran 1329 (1913)
Logged
« Yanıtla #8 : 19 Ocak 2009, 23:26:59 »
cendere
Ziyaretçi

Küfe

beş On Gün Oldu Ki, Mu'tâda İnkıyâd İle Ben

sabahleyin Çıkıvermiştim Evden Erkenden.



bizim Mahalle De İstanbul'un Kenârı Demek:

sokaklarında Gezilmez Ki Yüzme Bilmiyerek!



adım Başında Derin Bir Buhayre Dalgalanır,

sular Karardı Mı, Artık Gelen Gelir Dayanır.



bir Elde Olmalı Kandil, Bir Elde İskandil,

selâmetin Yolu İnsan İçin Bu, Başka Değil!



elimde Bir Koca Değnek, Onunla Yoklayarak,

önüm Adaysa Basıp, Yok, Denizse Atlayarak,



- Ayakta Durmaya Elbirliğiyle Gayret Eden,

lisân-ı Hâl İle Amma Rükûa Niyyet Eden -



o Sâlhûrde, Harâb Evlerin Saçaklarına,

sığınmış Öyle Giderken, Hemen Ayaklarına



delîlimin Koca Bir Şey Takıldı... Baktım Ki:

genişçe Bir Küfe Yatmakta, Hem Epey Eski.



bu Bir Hamal Küfesiymiş... Aceb Kimin? Derken;

on Üç Yaşında Kadar Bir Çocuk Gelip Öteden,



gerildi, Tekmeyi İndirdi Öyle Bir Küfeye:

tekermeker Küfe Bîtâb Düştü Tâ Öteye.



- Benim Babam Senin Altında Öldü, Sen Hâlâ

kurumla Yat Sokağın Ortasında Böyle Daha!



o Anda Karşıki Evden Bir Orta Yaşlı Kadın

göründü:

- Oh Benim Oğlum, Gel Etme Kırma Sakın!



ne İstedin Küfeden Yavrum? Ağzı Yok, Dili Yok,

baban Sekiz Sene Kullandı... Hem De Derdi Ki: "çok



uğurlu Bir Küfedir, Kalmadım Hemen Yüksüz... "

baban Gidince Demek Kaldı âdetâ Öksüz!



onunla Besliyeceksin Ananla Kardeşini.

bebek Misin Daha Öğrenmedin Mi Sen İşini?"



dedim Ki Ben De:

- Ayol Dinle Annenin Sözünü...

fakat Çocuk Bana Haykırdı Ekşitip Yüzünü:



- Sakallı, Yok Mu İşin? Git, Cehennem Ol Şuradan!

ne Dırlanıp Duruyorsun Sabahleyin Oradan?



benim İçim Yanıyor: Dağ Kadar Babam Gitti...

- Baban Yerinde Adamdan Ne İstedin Şimdi?



adamcağız Sana, Bak Hâl Dilince Söylerken...

- Bırak Hanım, O Çocuktur, Kusûra Bakmam Ben...



adın Nedir Senin, Oğlum?

- Hasan.

- Hasan, Dinle.

zararlı Sen Çıkacaksın Bütün Bu Hiddetle.



benim De Yandı İçim Anlayınca Derdinizi...

fakat, Baban Sana Ismarlayıp Da Gitti Sizi.



o, Bunca Yıl Çalışıp Alnının Teriyle Seni

nasıl Büyüttü? Bugün, Sen De Kendi Kardeşini,



yetim Bırakmıyarak Besleyip Büyütmelisin.

- Küfeyle Öyle Mi?

- Hay Hay! Neden Bu Söz Lâkin?



kuzum, Ayıp Mı Çalışmak, Günah Mı Yük Taşımak?

ayıp: Dilencilik, İşlerken El, Yürürken Ayak.



- Ne Doğru Söyledi! Öp Oğlum Amcanın Elini...

- Unuttun Öyle Mi? Bayramda Komşunun Gelini:



"hasan, Dayım Yatı Mekteplerinde Zâbittir;

senin De Zihnin Açık... Söylemiş Olaydık Bir...



koyardı Mektebe... Dur Söyleyim" Demişti Hani?

okutma Sen De Hamal Yap Bu Yaşta Şimdi Beni!



söz Anladım Uzun, Hem De Pek Uzun Sürecek;

benimse Vardı O Gün Pek Çok İşlerim Görecek;



bıraktım Onları, Saptım Yokuşlu Bir Yoldan,

ne Oldu Şimdi Aceb, Kim Bilir, Zavallı Hasan?



bizim Çocuk Yaramaz, Evde Dinlenip Durmaz;

geçende Fâtih'e Çıktık İkindi Üstü Biraz.



kömürcüler Kapısından Girince Biz, Develer

kızın Merâkını Celbetti, Dâima Da Eder:



o Yamrı Yumru Beden, Upuzun Boyun, O Bacak,

o Arkasındaki Püskül Ki Kuyruğu Olacak!



hakîkaten Görecek Şey Değil Mi Ya? Derken,

dönünce Arkama, Baktım: Beş On Adım Geriden,



belinde Enlice Bir Şal, Başında âbâni,

bir Orta Boylu, Güler Yüzlü Pîr-i Nûrânî;



yanında Koskocaman Bir Küfeyle Bir Çocucak,

yavaş Yavaş Geliyorlar. Fakat Tesâdüfe Bak:



çocuk, Benim O Sabah Gördüğüm Zavallı Yetîm...

şu Var Ki, Yavrucağın Hâli Eskisinden Elim:



cılız Bacaklarının Dizden Altı Çırçıplak...

bir İnce Mintanın Altında Titriyor, Donacak!



ayakta Kundura Yok, Başta Var Mı Fes? Ne Gezer!

düğümlü Alnının Üstünde Sâde Bir Çember.



nefes Değil O Soluklar, Kesik Kesik Feryad;

nazar Değil O Bakışlar, Dümû-i İstimdad.



bu Bir Ayaklı Sefalet Ki Yalnayak, Baş Açık;

on Üç Yaşında Buruşmuş Cebin-i Safi, Yazık!



o Anda Mekteb-i Rüşdiyyeden Taburla Çıkan

bir Elliden Mütecâviz Çocuk Ki, Muntazaman



geçerken Eylediler İhtiyârı Vakfe-güzin...

hasan'la Karşılaşırken Bu Sahne Oldu Hâzin;



evet, Bu Yavruların Hepsi, Pür Sürûd-i Şebâb,

eder Dururdu Birer âşiyân-ı Nûra Şitâb.



birazdan Oynıyacak Hepsi Bunların, Ne İyi!

fakat Hasan, Babasından Kalan O Pis Küfeyi,



-ki Ezmek İstedi Görmekle Reh-güzârında-

ilel'ebed Çekecek Dûş-i Iztırârında!



o, Yük Değil, Kaderin Bir Cezâsı Ma'sûma...

yazık, Günâhı Nedir, Bilmeyen Şu Mahkûma!
Logged
« Yanıtla #9 : 19 Ocak 2009, 23:27:34 »
cendere
Ziyaretçi

Azimden Sonra Tevekkül



"...bir Kerre De Azmettin Mi, Artık Allah(c.c.)'a Dayan..."

(Âl-i İmrân, 159)



"- Allah'a Dayanmak Mı? Asırlarca Dayandık!

düşdükse Bu Hüsrâna, Onun Nârına Yandık!

yetmez Mi Çocukluktaki Efsâneye Hürmet?

dersen Ki: Ufuklarda Bir Aydınlık Uyansın;

mâzîyi Ateş Vermeli, Baştan Başa Yansın!

şaşkınlık Olur Köhne Telâkkîleri İhyâ;

şeydâ-yı Terakkî, Koşuyor, Baksana Dünyâ.

elverdi Masal Dinlediğim Bunca Zamandır;

ben Kanmıyorum, Git De Sen Aptalları Kandır!"





- Allah'a Değil, Taptığın Evhâma Dayandın;

yandınsa Eğer, Hakk-ı Sarîhindi Ki Yandın...

meflûc Ederek Azmini Bir Felc-i İrâdî,

yattın, Kötürümler Gibi, Yattın Mütemâdî!

mâdem Ki Didinmez, Edemez, Uğraşamazsın;

iksîr-i Bekâ İçsen, Emîn Ol, Yaşamazsın.

mevcûd İse Bir Hakk-ı Hayat Ortada, Şâyed,

mutlak Değil Elbette, Vazîfeyle Mukayyed.

takyîd-i İlâhî Ki: Bilâ-kayd Ona Münkâd,

kalbinde Cihanlar Darabân Eyliyen Eb'âd.

lâ-kayd Olamazdın, Biraz İnsâfın Olaydı,

duydukça Bütün Sîne-i Hilkatten O Kaydı.





"allah'a Dayandım!" Diye Sen Çıkma Yataktan...

ma'nâ Yı Tevekkül Bu Mudur? Hey Gidi Nâdan!

ecdâdını, Zannetme, Asırlarca Uyurdu;

nerden Bulacaktın O Zaman Eldeki Yurdu?

üç Kıt'ada, Yer Yer, Kanayan İzleri Şâhid:

dinlenmedi Birgün O Büyük Nesl-i Mücâhid.

Âlemde "tevekkül" Demek Olsaydı "atâlet';

mîrâs-ı Diyânetle Yaşar Mıydı Bu Millet?

çoktan Kürenin Meş'al-i Tevhîdi Sönerdi;

kur'an Duramaz, Nezd-i İlâhîye Dönerdi.





"dünya Koşuyor" Söz Mü? Berâber Koşacaktın;

heyhât, Bütün Azmi Sen Arkanda Bıraktın!

mâdem Ki Uyandın O Medîd Uykularından,

bir Parçacık Olsun, Hadi, Hiç Yoksa, Kımıldan.

ensendekiler "leş" Diye Çiğner Seni Sonra;

ba'sin De Kalır Ta Gelecek Nefha-i Sûr'a!

çiğner Ya, Tabî'î, Ne Düşünsün De Bıraksın?

bir Parça Kımıldan, Diyorum, Mahvolacaksın!

dünya Koşuyorken Yolun Üstünde Yatılmaz;

davranmıyacak Kimse Bu Meydana Atılmaz.

müstakbeli Bul, Sen De Koşanlarla Bir Ol Da.

maziyi, Fakat Yıkmaya Kalkma Bu Yolda.

ahlâfa Döner; Korkarım, Eslâfa Hücumu:

mâzîsi Yıkık Milletin âtîsi Olur Mu?





ey Yolcu, Uyan! Yoksa Çıkarsın Ki Sabâha:

bir Kupkuru Çöl Var; Ne Işık Var, Ne De Vâha!

istanbul, 13 Teşrinisina 1335 (1919)
Logged
« Yanıtla #10 : 19 Ocak 2009, 23:28:08 »
cendere
Ziyaretçi

CÂnan Yurdu



eyvâh Issız Diyâr-ı Dilber...

her Hatvesi Bir Mezâr-ı Muğber!

uçmuş Da Bakındığım Terâne,

kalmış Sessiz Bir âşiyâne.

yer Yer Medfun Durur Emeller...

gûyâ Ki Kıyâm-ı Haşri Bekler!

yâ Rab! Niye Böyle Bir Yığın Hâk

olmuş Yatıyor O Buk'a-i Pâk

yâ Rab, Ne İçin O Lem'a Nâbûd?

yâ Rab, Ne İçin Bu Sâye Memdûd?

yâ Rab, Ne Demek Harîm-i Cânan

üstünde Bu Perde Perde Hicran?





lâkin Görünen Kimin Hayâli?

cânan Gibi Tıpkı Yâl Ü Bâli...

keysû-yi Siyâh-ı Târumân,

altında Cebîn-i Lem'a-dârı,

zulmetler İçinde Subh-i Mahmûr;

yâ Gözbebeğinde Nazra-i Nûr;

yâ Ebr-i Bahâr İçinde Cevvâl

bâran Çeklinde Dürr-i Seyyâl;

yâ Sînede Her Zaman Coşan Yâd,

yâ Kayd-ı Bedende Rûh-i âzâd.





ey Tayf-ı Nigeh-fırîbi Yârin

olmaz Mı Bir ân İçin Karârın?

heyhât, Serâb-ı Şavka Döndün...

karşımda Parıldamanla Söndün!

kimden Sorayım Ki Nerde Dilber?

makber Gibi Samt İçinde Her Yer.

cânan! Cânan!.. Dedim, Arandım...

"bir Aks-i Nidâ" Dedikçe, Yandım!.

yâ Rab, Neye Hem Sağır, Hem Ebkem,

dağlar, Dereler, Bütün Şu âlem?

ey Sevdiğimin Sevimli Yurdu,

hâlin, Bana Şimdi Pek Dokundu!

aç Sîneni; Yâd-ı Nükhetinden

bir Şemmeye Kâilim Bugün Ben.

bir Vakt O Şemîm-i Nâz-perver

tâ Subha Kadar Yanımda Bekler,

- Ümmîde Verip Bekâ Sabûhu-

sermest-i Safâ Ederdi Rûhu.

heyhât O Nesîm-i Sâf Şimdi

nâzan, Nâzan Semâya Gitti.

ey Lâne-i Târumâr Söyle,

cânan Sana Artık İnmiyor Mu?

ey Mâtem-i Pâyidâr Söyle,

sâhandaki Nevha Dinmiyor Mu?

ey Ebr-i Semâ-güzîn-i Seyyâr,

yâdında Mıdır O Nazlı Reftâr?

ey Darbe-i Bâda Karçı, Ra'şân,

inşâd-ı Enîn Eden Nihâlân!

bir Şi'r-i Revân Olup Da Cânan

geçmez Mi Bu Gölgeden Hırâmân?

ey Dilber-i Mihriban, Zuhûr Et!

ömrüm Gibi Ansızın Mürur Et!

ya Kalb-i Fezaya Bir Hutur Et:

afakımı Lem'a Lem'a Nur Et.

bin Nevha-i Can İçinde , Pür-cûş,

geldim Bu Garib Yurda, Medhûş.

feryâdımı Yok Mu Eyliyen Gûş?

yâ Rab, Bu Nasıl Cihân-ı Hâmâş:

bir "yok!" Diyecek Sadâ Da Yokmuş!...
Logged
« Yanıtla #11 : 19 Ocak 2009, 23:31:56 »
cendere
Ziyaretçi

Âhiret Yolu



sokakta Sâde Bir "âmîn!" Sadâsıdır Gidiyor:

mahalle Halkı Birikmiş, İmam Duâ Ediyor.



basık Bir Ev; Kapının İç Yanında Bir Tâbût,

başında Çınlayan âvâzı Dinliyor, Mebhût;



denildi: "fâtiha!'; âmîni Kestiler Bu Sefer,

göğüsler İnledi, Derken, Açık Duran Eller,



hazîn Alınları Bir Kerre Okşayıp İndi;

deminki Zemzemeler Bir Zaman İçin Dindi.



duyuldu Sonra İmâmın Nidâ-yı Mağmûmu,

diyordu:

- Söyleyin Allâh İçin Şu Merhûmu,



nasıl Bilirsiniz Ey Müslümanlar?

- İyi Biliriz!

-yarın Huzûr-i İlâhîde Toplanıp Hepiniz,



bu Yolda Hüsn-i Şehâdet Edersiniz Ya?

- Evet!

- İmâm Efendi, Helâllık Da İste, Merhamet Et...



- Helâl Edin Hadi Öyleyse Şimdi Hakkınızı.

- Helâl Edin Hadi Bekletmeyin Adamcağızı!







cemâatin Yüreğinden Kopup "helâl Olsun!"

nidâ-yı Saffeti, Birden Cenâze, Ah-ı Derûn,



misâli Uğradı Evden; Fezâda Yükseldi.

içerde Başladı Bir Cûş-i Nevhadır Şimdi;



baş Örtüsüyle Kadınlar Gözüktü Pencereden:

- Bıraktın Öyle Mi, En Sonra Kardeşim, Bizi Sen?



- Yıkıldı Dostlar Evim, Barkım... Âh Gitti Kocam!..

- Dayım Melek Gibi İnsandı; Ben Nasıl Yanmam!



- Tamam Otuz Senedir Komşuyuz Da Bir Kerre,

kızıp Da "ey!" Demiş İnsan Değildi, Hemşîre!



- Zavallı Remziye! Boynun Büküldü Evlâdım...

- Babam Ne Oldu?

- Baban... Öldü.

- Etme Ayşe Hanım,



bu Söylenir Mi Ya? Hicrân Olur Zavallı Kıza...

- Ayol, Şu Öksüzü Bir Parçacık Avutsanıza...



açın Da Cumbayı Etrâfa Baksın Ağlamasın...

göründü Cumbada Baktım Ki Tombalak, Sarışın,





sevimli Bir Küçücek Kız... Beşinde Ancak Var.

donuk Yanakları Üstünde Parlayan Yaşlar,



zavallının Eriyen Ruh-i Bî-günâhı İdi.

benim O Mersiye Yâdımda Ağlıyor Ebedî.







sefine Pâre Ki: Sırtında Mevc-i Bî-hissin,

yüzer... Önünde Ademden Nişâne Bir Engin,



çeker Durur Onu Sâhil-cüdâ Açıklarına;

bakar Mı Bir Taşın Üstünde Durmuş Ağlıyana?



cenâze Dûş-i Cemâatte Çalkalandıkça,

o Tahta Pâreye Benzerdi, Düşmüş Emvâca.



nasıl Duyar Ki Uzaklarda İnleyen Kadını?

nasıl Görür Ki Yetîmin Huruş Eden Yaşını?



bu Hây Ü Hûy-i Kıyâmet-nümûn İçinde Söner,

samîm-i Hilkati Sûzân Eden Enîn-i Beşer.







değilmiş Öyle Geniş Nâlenin Hudûdu Meğer:

sokak Bitip Dönülürken Kesildi Mâtemler.



o Tahta Pâre-i Câmid, O İğbirâr-ı Samût,

güzer-gehindeki Eşbâhı Bir Mehîb Sükût



içinde Haşr Ederek Dalgalarla Seyrediyor;

zemîne Bakmıyor Artık Semâ Deyip Gidiyor.







bu Mahmilin Neye Sık Sık Değişsin Efrâdı?

suâli Fikre Büyük Bir Hakîkat Anlattı:



evet Bekâ Ezecek Cism-i Zâr-ı Fânîyi,

vücûd Çekmiyecek Ömr-i Câvidânîyi,



bu Bâr-ı Müdhişin Altında Titreyip Dizler,

dayanmıyor Üç Adımdan Ziyâde Dûş-i Beşer!







ağır Ağır Gidiyorken Cenâze Kâfilesi,

nihâyet Oldu Musallâ Birinci Merhalesi.



çıkınca Üstüne Son Minberin Hatîb-i Memât,

açıldı Dîde-i İm'âna Perde Perde Hayât.







senin En Son Serîrindir Şu Bî Pervâ Uzanmış Taş;

ki Nermin Hâb-gâhından Çıkar, Bir Gün Vurursun Baş!



elinde Yok Halâs İmkânı, Mâdâme'l-hayât Uğraş...

o, Mutlak Sedd-i Râhındır, Aşılmaz.. Muktedirsen Aş!'







musallâ: Müncemid Bir Mevcidir Eşk-i Yetîmânın;

musallâ: Ahıdır, Berceste, Mâtem-zâr-ı Dünyânın;



musallâ: Minber-i Teblîğidir Dünyâda, Ukbânın;

musallâ-: Ders-i İbrettir Durur Pîşinde, İrfânın.







bu Minberden İner Nâsûta En Müdhiş Hakîkatler,

bu Yerden Yükselir Lâhûta En Hâlis Kanâ'atler.



civârından Geçer Zulmette Bî Pâyan Hayâletler:

kefen-ber-dûş Geçmişler, Kalan Üryan Sefâletler!







babam, Kardeşlerim, Evlâdım, Annem... Belki Bunlardan

muazzez Bildiğim Kıymetli Birçok Yâr-ı Can El'ân



bu Taştan Atfeder Zanneylerim Dünyâya Son İm'ân...

benim Rûhum Bu Heykelden Duyar Hâmûş Bin Efgân!







serîr-i Saltanatlar Devrilir, Alt Üst Olur Dünyâ;

müşeyyed Bürc Ü Bârûlar Düşer Bir Bir, Bu Taş Hâlâ,



zamânın Dest-i Tahrîbiyle, Durmuş, Eyler İstihzâ;

bütün Mevcûda Hâkim Bir Adem Timsâlidir Gûyâ.







namaz Kılındı; Duâ Bitti. Kârban, Yoluna

düzüldü Taht-ı Memâtın Girip Birer Koluna.



yarım Sâat Henüz Olmuştu. Yolcular Durdu;

demek Ki; Komşusu Dünyânın âhiret Yurdu.



cenâze İndi Omuzdan Yavaş Yavaş, Sonra,

sokuldu Servilerin Ortasında Bir Çukura,



atıldı Üstüne Üç Beş Kürek Kemikli Çamur

kabardı Toprağın Altında Bir An, Bir Ur!



evet, Çıban, Ki Yatan Duymuyorsa Dehşetini,

dönün De Arkadakinden Sorun Fecâ'atini·



sükûn İçinde Uyurken Şu Bir Yığın Toprak

ilel'ebed O Küçük Rûh Çırpınıp Duracak!...
Logged
« Yanıtla #12 : 19 Ocak 2009, 23:33:53 »
cendere
Ziyaretçi

Bırakın Matemi Yahu! Bırakın Feryadı
ağlamak Fayda Etseydi Babam Kalkardı

****

inmemiştir Hele Kuran, Bunu Hakkıyle Bilin,
ne Mezarlıkta Okunmak, Ne De Fal Bakmak İçin

****

sahipsiz Olan Memleketin Batması Haktır
sen Sahip Olursan Bu Vatan Batmayacaktır

****

“bu Marş Ancak Ümitle, İmanla Yazılabilir. O Zamanı Bir Düşünün. İmanım Olmasa Böyle Bir Marşı Nasıl Yazabilirdim? Zaten Ben De Başka Türlü Düşünüp Başka Türlü Yazanlardan Değilim. Bu Elimden Gelmez. İçimde Ne Varsa Olduğu Gibi Yazılarımdadır. Şu Var Ki İstiklal Marşının Şiir Olarak Hiçbir Değeri Yoktur. Ancak Tarihi Bir Değeri Vardır.”



“allah Bir Daha İstiklal Marşı Yazdırmasın.”
Logged
« Yanıtla #13 : 19 Ocak 2009, 23:35:09 »
cendere
Ziyaretçi

Ağlarım, Ağlatamam, Hissederim, Söyleyemem. Dili Yok Kalbimin Ondan Ne Kadar Bizarım.

****

artık İkiyüzlüleri Sevmeye Başladım. Çünkü Yaşadıkça Yirmiyüzlü İnsanlar Görmeye Başladım.

****

Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak, Alçak Bir Ölüm Varsa, Emînim, Budur Ancak.

****

bekayı Hak Tanıyan, Sa’yi Bir Vazife Bilir, Çalış, Çalış Ki Beka Sa’y Olursa Hak Edilir.

****

bir Zamanlar Biz De Millet, Hem Nasıl Milletmişiz. Gelmişiz Dünyaya Milliyet Nedir Öğretmişiz.

****

anladım İşi Sanat Allah'ı Aramakmış,hakikat Bu, Gerisi Yalnız Çelik-çomakmış.
Logged
« Yanıtla #14 : 19 Ocak 2009, 23:36:27 »
cendere
Ziyaretçi

Sayin Can Kardesim , Mehmet Akif"in Cenazesi Hayati Gibi Hazin Bir Sekilde Kaldirıldi ,gazetelerde Bir Kaç Satir Da Olsa Maalesef Yer Almamistir.
mehmet Akıf"ın Cenazesında Bulunan Tarıhçı Mıthat Cemal Kuntay Böyle Anlatıyor.

27 Aralık 1936
“cenaze Beyazıd Meydanından Kalkacak. Oraya Gittim. Kimseler Yok; Bir Cenazenin Kalkacağı Belli Değil. Çok Sonra Bir Kaç Kişi Göründü. Biraz Sonra Çıplak Bir Tabut Geldi. Bir Fıkara Cenazesi Olmalı Dedim. O Anda Emin Efendi Lokantasının Sahibi Mahir Usta, Elinde Bir Bayrakla Cenazeye Koştu. Sebebini Anlamadım. Yine O Anda Yüzlerce Genç Peyda Oldu. Üniversitenin Büyük Sancağına Çıplak Tabutu Sardılar. Ellerimi Yüzüme Kapadım. Cenazeyi Tanımıştım.
al Sancakla Siyah Kâbe Örtüsüne Sarılan Tabut, Üniversitelilerin Bir Ürperme Manzarası Alan Elleri Üzerinde Gidiyordu. Cenazenin Ardında Yekpare Bir Karaltı Yürüyordu; Bunda Bir Damla “teşkilat” Yoktu; Bunlar, Bir İşaretin, Bir Teşekkülün Topladığı İnsanlar Değildi; Kendi Kendilerine Gelenlerin Saflarıydı; Sırf Cenazeye Gelmişler, Ve Bu Şahidi Olmayan Güzel Bir Dostluktu. Cenaze Arabası, Tekerleklerinde, Beygirlerinde Şuurlaşan Bir Durgunlukla Arkadan Uzaktan Geliyordu...

mezarlıkta Maketini Almak İstediler, Bana Danıştılar: Tabutunu Açabilir Miyiz? Ona Bu Kadar Yakın Olmaktan Utandım Ve Üniversite Gençlerini Gösterdim:

— Çocuklarına Sorun! Dedim.
istiklal Marşı İle Gömdüler. ''fetihten Beri Şehrin Toprağına Kendi Eseriyle Gömülen İlk Ölü!''

ilk Okunduğunda Bizzat Mustafa Kemal Paşa’nın Ayakta Alkışladığı Ve Büyük Bir Coşkuyla Defalarca Okunan İstiklal Marşı İçin Konulan Devre Göre Oldukça Yüksek Bir Meblağ Olan 500 Lirayı Kahraman Orduya Bağışlamış, Mısır’da Rahat Bir Yaşam Sürmesine Karşın Vatanında Ölmek İçin Türkiye’ye Dönmüş Mehmet Akif Ersoy’un Cenazesi İşte Böyle Kaldırılmıştı.mithat Cemal Kuntay- Mehmet Akif
Logged
 
İlgili Konular
Konu Başlığı Başlatan Y G Son Mesaj
Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası Şiirleri Dil Etkinlikleri feyza05 0 3155 Son Mesaj 18 Aralık 2008, 00:40:07
Gönderen: feyza05
Mehmet Akif Ersoy Üsüyordu Slaytlar cendere 0 4329 Son Mesaj 30 Ocak 2009, 23:09:26
Gönderen: cendere
Çanakkale Şiirleri Müzik viyolin 3 9378 Son Mesaj 21 Şubat 2009, 15:55:34
Gönderen: viyolin
Mehmet Akif Ersoy'un Hayatı Türkçe feyza05 0 3881 Son Mesaj 21 Şubat 2009, 15:15:14
Gönderen: feyza05
Çanakkale Şiirleri Gün ve Haftalar cendere 0 4738 Son Mesaj 10 Mart 2009, 12:21:09
Gönderen: cendere
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|- | - | - | - | -
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines

sitemap ( urllist ( rss ( archiv ( arsiv ( xml (

MKPortal ©2003-2007 mkportal.it